Skip to content
Bu Sayfadasınız: Ana Sayfa
Tavşan bakımı
Tavşan barınaklarının düzenlenmesi, tavşanların davranış özellikleri ve iklim şartlarına karşı göstermiş oldukları tepkiler ile sıkı sıkıya ilişkilidir. BARINAK

Tavşan barınaklarının düzenlenmesi, tavşanların davranış özellikleri ve iklim şartlarına karşı göstermiş oldukları tepkiler ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Tavşanlardan gereği gibi yararlanabilmek ve yetiştirme amacı olan verimleri kaliteli ve bol miktarda alabilmek, onları uygun yerde barındırmakla mümkündür. Barınaklar elden geldiği kadar basit, ışık ve temiz havayı yeteri kadar alabilecek durumda fakat kuvvetli hava akımlarına, sert rüzgarlara ve gün ışığına engel olacak şekilde yapılmalıdır. Tavşanlık birkaç dönümlük bir arazi üzerine kurulabilir. Drenajı iyi yapılmış bir arazi tercih edilmelidir. Barınaklar, ekonomik şartlar göz önünde tutularak, iş kolaylığı sağlayacak şekilde planlanmalı; tavşanları rüzgar, yağmur, soğuk ve sıcaktan korumalı iyi bir havalandırma ve aydınlatma sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Tavşanlar çok ürkek hayvanlar olduğu için gürültüden son derece etkilenir. Özellikle damızlıkların bulunduğu tavşanlıklarda ani gürültüler sırasında oluşan panik sonucunda yavru kayıpları artar. Tavşancılık işletmelerinde gürültü (ani gürültüler, radyo, televizyon sesi, v.s.) kesinlikle olmamalıdır. Bu yüzden hava alanı ve demiryolları civarına işletme kurulmamalıdır.

Tavşanlıklarda güçlü bir havalandırma ve hijyen de sürünün sağlıklı olması için oldukça önemlidir. Sinek, fare, kuş gibi hayvanlar tavşanlıklarda bulunmamalıdır. Ankara tavşanlarının bakım ve beslenmesi bir çok bakımdan diğer tavşan yetiştiriciliğinden farklılık gösterir. Bu durum özellikle, döl verimi, yaşama gücü, kırkım, barındırma ve beslenmede ön plana çıkar. Tavşanlar için kapalı alan ve kafes şarttır. Barınak alanı, çalışma yeri ve koridor hariç hayvan başına 0,8–1,0 m2 hesaplanmalıdır. Kurulacak tavşanlığın taban alanı tavşancılıkta kullanılacak kafeslerin kaç katlı olduğuna göre değişir. Taban alanı; tek katlı kafesler kullanıldığında 2-2,5 m2/ tavşan, 2 katlı kafesler kullanıldığında 1,5-1,75 m2/tavşan, 3 katlı kafesler kullanıldığında ise 0.75-1 m2/ tavşan olarak hesaplanmalıdır. Kullanılacak alan tavşan kapasitesine göre değişir. Mesela; 1000 Tavşanlık bir işletme için 400 metrekarelik bir alan yeterlidir.

Eğer az sayıda tavşanla başlamayı düşünüyorsanız, uygun havalandırma, ışık, ısı şartları sağlayabileceğiniz çatı araları, bodrum ya da şehir dışına yakın bir bölgede küçük bir bina da yeterli olacaktır. Ancak tavşan sayınız arttıkça yer gereksiniminin de artacağını unutmamalısınız.

KAFES

Ankara tavşanı, cinsel olgunluğa (3 – 4 ay) eriştikten sonra diğer tavşan ırklarında olduğu gibi bireysel kafeslere alınırlar. Canlı ağırlıkları 4 – 5 kg olan yün tavşanları için minimum kafes ölçüsü 60 x 60 x 50 cm’dir. Ancak damızlık dişi kafeslerde doğum kafesi, kafes içinde olacaksa ölçü 60 x 80 x 50 cm’nin, doğum kafesi kafes dışında olacaksa ölçü 60 x 60 x 50 cm’nin altında olmamalıdır Hayvanlar küçük boyutlu kafeste bacaklarını gererek, uzanacak yeterli yer bulamaz, sürekli olarak arka ayakları üzerinde aynı pozisyonda oturmak zorunda kalırlar ve bu durumda ayak tabanı yaraları oluşur. Ayrıca, küçük kafeslerde keçeleşmiş yün oranı da artar. Tavşanlarda ayak kemikleri ile deri arasında yumuşaklığı sağlayan bir kas tabakası yoktur. Deri ve kemikler üzerine gelen basınç, sadece ayak tabanındaki tüylerle tamponlanmaktadır. Ayak tabanındaki deri tabakası çok ince olduğu için taban yaraları çok sık görülmektedir. Ayak tabanı yarasından ileri gelen ağrılar yüzünden tavşanların yem tüketimi düşmekte, buna bağlı olarak da verim ve ömür azalmaktadır. Bu olgularda yün verimi % 25 oranında düşmektedir. Bu nedenden dolayı Tavşanın yünü alınırken Ayak tabanları alınmaması gerekir Ankara tavşanları tel tabanlı kafeslerde barındırılamayacak kadar ağırdırlar. Yataklık kullanılmadığı taktirde taban yaralarını önlemenin en iyi yolu kafes tabanında kenarları yuvarlatılmış ahşap ızgara kullanmaktır. Kafeslerde optimum ızgara genişliği 25 – 30 mm, ızgara aralığı ise 10 – 15 mm’dir. Hayvanın yününü temiz tutabilmek için kafes tabanının, idrar ve dışkının çabuk bir şekilde uzaklaştırmasına olanak sağlayacak şekilde düzenlenmesi gereklidir. Ankara tavşanı kafesinin taban ızgaralarında veya tel tabanlı kafeslerde, tüyler ızgaralar veya teller arasında birikebilir. Tüyler bir alev makinasıyla yakılarak temizlenebilir. Ancak, ısının etkisiyle tellerin galvanizi bozulacağından pürüzler oluşur. Bu da taban yarası oluşumunu artırabilir. Kafeslerin ve ekipmanın yapılmasında kullanılan malzemelerin yüzeyi pürüzsüz olmalı, etkili bir şekilde dezenfekte edilebilmelidir. Kafesler hayvanların birbirlerinin yünlerini yolmalarına engel olacak şekilde düzenlenmelidir. Kafes büyüklüğü, hayvanın ağırlığı ve yün verimi göz önünde tutularak seçilmelidir. Ayrıca, kafes içleri aydınlık olmalıdır.

SICAKLIK

Tavşanlar sıcak kanlı canlılardır. Barınakların uygun sıcaklığı 10-20°C arası, ortalama 14°C olmalıdır. Normal şartlarda 5-30°C arasında yaşayabilmektedir. Düşük sıcaklıklarda (10°C nin altında) tavşanlar kulaklarını diker ve kulak uçları soğuk olur. Isınmak amacı ile vücut alanlarını küçültürler (büzülür) ve yem tüketimi artar. Yem tüketiminin artmasına bağlı olarak yün verimi de artar. Ancak birim yün başına maliyet yükselir.

Eğer sıcaklık fazla ise tavşanlar kulaklarını sarkıtıp, vücutlarını yayarak uzanır. Böylece ısı kaybı kolaylaşır. Yüksek sıcaklık (özellikle 30°C nin üzeri) yem tüketiminin azalmasına, dolayısıyla yünün miktarı ve kalitesinin düşmesine neden olur. Optimum sıcaklık 10-18°C, damızlık ünitelerinde ise yavrulama döneminde 18-25°C olmalıdır. Yavrulama döneminde kümesin tamamını ısıtmak yerine doğum kutularını ısıtmak daha uygundur. Bunun için ısıtıcı levhalar, ısıtıcı kuşak, elektrikli battaniye vb. kullanılır.

HAVALANDIRMA

Havalandırma ihtiyacı iklim, kafes tipi ve populasyonun yoğunluğuna bağlıdır. Tavşanların nefesleri, gaita ve idrarlarından çıkan ahır gazları (CO2, NH3, H2S, CH4 vb.) ve fazla rutubetin zararlı etkisinden korunmak için havalandırmanın iyi yapılması gerekmektedir. Yetersiz havalandırma sonucu üst solunum yolları enfeksiyonlarını oluşturan ( Pasteurella ve Bordotella) bakterilere uygun koşul oluşturmaktadır. Tavşanlar ani hava değişimine çok duyarlıdırlar. Aşırı havalandırma hayvanlarda sindirim ve solunum sistemi rahatsızlıklarına neden olur. Bu nedenle havalandırmaya dikkat edilmelidir. Havalandırma yapılırken hayvanlar hava cereyanında bırakılmamalıdır. Kümesin yeterince aydınlık ve havadar olması için pencereler vasistaslı ve taban alanının %5’i kadar olmalı, ayrıca çatıda havalandırma bacaları bulunmalıdır.

NEM

Rutubet % 60-70 civarında olmalıdır. Havanın çok kuru ( %55’in altında) olması ve sıcak olması halinde solunum yollarında kurumaya (müköz salgı azalmasına) bağlı olarak solunum yolu enfeksiyonları oluşur. Ayrıca vücut yüzeyinin kuruması yün, deri ve kürkün matlaşmasına neden olur.

IŞIK

Döl verimi açısından dişilerin daha fazla (14-16 saat/ gün), erkeklerin daha az (8-10 saat/gün) ışığa ihtiyaçları vardır. Dişi tavşanların daha fazla ışık alan erkek tavşanların ise daha az ışık alan yerlere konulması uygun olacaktır. Yapay ışıklandırma yapılan mekanlarda ışık yoğunluğu 5 wat/m2 olması gerekmektedir. Genç tavşanlarda daha zayıf ışık (3 wat/m2) kullanılabilir.

BESLENME

Tavşanlar az miktarda fakat sık sık yerler. Tavşan beslemede genelde pelet yemler tercih edilir. Pelet yemler %50-60 konsantre, % 40-50 kaba yem içerirler. Peletlerin 3-5 mm çapında ve 3-6 mm uzunluğunda olmaları tavsiye edilir. Daha büyük peletler ısırılarak ufalanmakta ve yem israfına sebep olmaktadır. Küçük peletler ise yavruların çok hızlı kuru yem tüketmesine, dolayısıyla sindirim bozukluklarına yol açar. Tavşanlar toz halindeki yemleri yeterince değerlendiremez, böyle yemler nazal problemlere yol açabilir. Tavşanlar verim düzeyine göre beslenir. Hızlı büyüyen yavrulara ve laktasyondaki dişilere adlibitum (yiyebildiği kadar) yem verilmelidir. Günlük yem tüketimleri 4-12 haftalık gençlerde 100-130 gr., emen yavruları olan dişilerde 350-380 gr., verimde olmayan ergin tavşanlarda 120 gr olacak şekilde yem verilir. Bir tavşan ve yem yiyen yavruları için günde 1-1,5 kg yem hesap edilir. Aşımda olan erkeklere ya günde 110-170gr. pelet yem ya da kaliteli kuru ot+3,5 kg CA için 55 gr tahıl ve protein karması verilir. Tavşanların severek yedikleri yiyecek yoncadır. Yonca, kurutulmuş ve kırpılmış olarak hayvanların yemliklerine konur. Erişkin bir tavşan bir günde ortalama 170 – 180 g kadar yem tüketmektedir. Gelişme döneminde dengeli rasyonla adlibitum (yiyebildiği kadar yem yiyerek) beslenen tavşanlar kısıtlı yemleme yapılanlara göre 3 hafta erken gelişirler.

Kırkımdan sonra, yünün uzama süreci içerisinde hayvanın vücut ısısını korumak için ihtiyaç duyduğu enerji miktarı farklıdır. Özellikle kırkımdan sonraki ilk haftalarda hayvanlar daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bunun içinde yemin metabolik enerji düzeyi yükseltilmelidir. Bunun yanında, kışın yaza göre yem tüketiminde artışlar olur.

Su İhtiyacı:

Tavşanların önünde her zaman bol miktarda temiz ve taze su bulundurulmalıdır.Ankara tavşanlarının beslenmesinde yeterli derecede temiz ve serin suyun günlük verilmesi oldukça önemlidir. Özellikle yeni doğum yapmış olan tavşanlar çok fazla su tükettikleri için, bu hayvanların kafeslerinde temiz serin su sürekli bulundurulmalıdır. Aksi taktirde, anne tavşanın yavruları yeme olayında artışlar görülebilir. Açık suluklar kullanılıyorsa suyun çok çabuk kirlenmesine, su ve yem tüketiminin durmasına sebep olurlar. Su ihtiyacı çeşitli faktörler tarafından etkilenir ve laktasyondaki hayvanlar dışında genelde kuru madde tüketiminin 2-2,5 katı kadardır. 1-Çevre sıcaklığı ve nem: Isı ve nem normal düzeylerin üstüne çıktıkça su ihtiyacı artar. Su tüketimi çevre ısısının 10 C’ den 20 C’ ye çıkması ile % 10, 30 C’ ye çıkması ile % 50 oranında artmaktadır. 2- Verim durumu: Genç tavşanlara günde 200-350 ml., erginlere 300-350 ml, yeni doğum yapmış dişilere 600-1000 ml. su verilmektedir. 7 yavrusu olan bir dişi günde yaklaşık 4 lt su içer. 3-Yemin kompozisyonu: Yemlerde selüloz ve protein düzeyinin yüksek olması su ihtiyacını arttırır, çünkü sindirim ve metabolizma sonucu oluşan son ürünlerin atılması için su gereklidir. Suluklar periyodik olarak dezenfekte edilmelidir. Ancak otomatik sulukların kullanılması en idealidir.

Tavşanlar bazen yavrularını yiyebilirler. Bunun sebepleri;

- Beslenme yetersizliği olabilir. Bu sebeple yeterli su verilmesi ve yemlemeye dikkat edilmesi tavsiye edilir.

- Rasyondaki protein yetersizliğine bağlı olabilir.

- Rasyonda D ve B vitaminleri yetersiz olabilir. Bunu düzeltmek için rasyona vitamin preparatları ilave edilebilir.

YAVRULARIN BESLENMESİ

Tavşan yavruları genelde 21-28 günlükken yada 350-400 gr. canlı ağırlığa ulaştıklarında sütten kesilebilir. Yavrular için ısı çok önemlidir ve 18-20 C olmalıdır. Günlük olarak 60-110gr. kaliteli protein içeren konsantre yem ve adlibitum kaliteli kuru ot yeterlidir. İyi beslenen bir yavru birinci hafta doğum ağırlığının 2 katına, 2 aylık iken de 28 katına ulaşmaktadır. Damızlık olarak büyütülen yavrular şişmanlamayacak şekilde beslenmelidir, çünkü şişman olanlarda sık sık döl verimi problemleri görülür. Sütü az olan annenin yavrularından zayıf olanları ve annesi ölen yavrular, karıştırılmamak amacıyla özel işaretlerle işaretlenerek diğer annelere verilebilir. Yada diğer annelere emzirttirilerek tekrar kendi sandığına konabilir.

Trichobezoar:Tavşanların kendilerini yalayarak temizlemeleri esnasında yuttukları yünlerinden midelerinde ve bağırsaklarında çeşitli büyüklükte, yuvarlak, üstleri pürüzsüz top şeklinde kıl yumakları oluşur, bunlara trichobezoar adı verilir. Bu yün yumaklarından kurtulmak için, hayvanları haftada 1 kez aç bırakmak gerekir. İstenirse ananas suyu ya da kanola yağı verilebilir.
 
< Önceki   Sonraki >